Nallıhan’da Pazar Neşesi

Nallıhan'da Pazar Neşesi

Hava sıcak,uşakların hepsi yarı çıplak.Pazar pazar kahvaltı yapmak,kahvaltıda oğlum Bilge Kaan'ın soruları ile karşılaşmak. Ben başıma gelecekleri bildiğim için bu pazar size oyun tezgeresini anlatacağım. Oğlum Bilge Kaan başta olamak üzere hanım bile merak etti. Hanım Bu yaşıma geldim oyun tezgeresi diye bir şey duymadım.Hanım çayları döktü herkes oyun tezgeresi ne diye merakla dinlemeye başladılar. Oyun Tezgeresi ne? Yıllar yıllar önceydi,ben daha küçücüktüm. Curu amcam benim yaşlarımda.Genetik olarak çalışmasını sevmeyen biri,aynı ben.Torunları yani bizler ile oyunlar oynayan biri. Bizim ile saklambaç oynar.Eskiden evin duvarlarına 18 şayak çivisi çakarlar eşya takmak için. Çuru amcan içimizden birini Şayak çivisini tutturur üzerimize bir çarşaf atardı.Ebe çivide asılı olan kişiye uzun süre bulamazsa,asılı olan çocuk yorulur,öküz boku gibi yere düşerdi. Ebe yanlış birini sobelerse çömlek patladı diye bağırırdık, Curu amcamın Hanımı,gelin halam,çömleği de yeni aldım diye her seferinde ocakda ki çömleği bakardı. Bir gün Curu amcan köyde bizim yaşımızdaki ne kadar çocuk varsa hepsini topladı,bu gün büyük gün. İçinizden oyun tezgeresin gören,oynayan var mı? Köyde ne kadar çocuk varsa birbirine baktı hiç kimsenin oyun tezgeresini görmediği anlaşılıyordu. Bu tezgere öyle bir tegereki,düşündüğünüz,ulaşmak istediğiniz bütün hayallerinizi gerçekleştirir. Hepimiz çok merak edip en kısa zamanda görmek istiyorduk. Hepiniz oyun tezgeresini merak ediyorsunuz demi? Hep birlikte evet dedik. Bir ip ucu vereyim. Tezgere kan kırmızı,süt beyaz,han kapısından sığmaz fındık kabuğunu sığar. Ama oyun tezgeresini en son Kör oğlana vermiştik,gidip alın getirin oynayalım dedi. Hepimiz koşarak kör oğlanın evine gittik. Kör oğlan 50 yaşların da iki gözü de görmeyen,her daim gözleri kör olmasına rağmen köyün en temiz giyinen adamı. Kör oğlan evin önünde bulunan kepir kayalıklar üzerine oturmuş,bağdaş kurmuş,sağ ayak baş parmağını kaşıyor. Kucağında demir bir bastonu var,ama ışıl ışıl. Bizi Curu gönderdi oyun tezgeresi sende imiş almaya geldik dedik. Evet Bendeydi geçenler de bindim,inanır mısın gözlerim bile görmeye başladı.Görmek istedim herkesi gördüm.İşim bittikten sonra Hacıya verdim şu anda oyun tezgeresi onda. Koşarak Arap Hacının evine gittik. Hacıda 50 yaşlarında,barut gibi bir adam.O kadar kıllı ki burnun üstünde bile kıl var.Kıllı burun diye lakabı var.Yemek yemesini çok sever. Oyun tezgeresi sendeymiş almaya geldik dedik. Canım Malak hamuru istedi,Oyun tezgersinden aldım,bu sırada sapı koptu,taksın diye Ömecige verdim.Tezgere Ömerçikte. Koşarak Ömercğin evine. Ömercil usta.Zayıf yapılı sırım gibi biri.Elinde bir küştürü,tahta küştürülüyor .Oyun tezgeresi sendeymiş almaya geldik. Gözlerine kırpıştırarak. Sapı kırılmış,sapına taktım Kösenin oğluna verdim. Koşarak kösenin oğlunun evine. Kösenin oğlu pire gibi yerinde duramayan,zayıf kötü bir adam. Köyün oyun tezgersi sendeymiş,almaya geldik dedik. Burnunu çekere,oyun tezgeesi ile Fermen tarlasına gidip geldim ben Musaliye verdim. Her gittiğimiz yerde merakımız bir kat daha artıyor.Herkesin sorununu çözen bir şey.Ama bir türlü ulaşamıyoruz. Koşarak Musalinin evine gittik. Musali kalın kemikli,basık burunlu,köyde ekmek pişiren tek adam. Şalvar giymiş,ocakta saç,çaydanlıkta çay tükürüyor,tıngıda su kaynıyor,sigara yanık taşın üzerinde,Musali ekmek pişiriyor. Oyun tezgere sendeymiş almaya geldik. Bendeydi biraz türkü dinledim Koca Mustafaya verdim şu anda onda dedi. Koşarak koca Mustafanın evine gittik. Koca Mustafa Kocaman gamsız bir adam.Dünya yansa bir kalbur samanı yanmaz. Biz oyun tezgeresini almaya geldik. Ben biraz oynadım hoca istedi Hocaya verdim. Koşarak hocanın evine. Hoca evde yok,hanımı var.Hanımı da insanlık tarihinin en ilginç insanı. Acaip sorular sorar cevabı da içindedir. Durup duruken Tekkeli Hafız Alinin adı ne dedi. Ben Abduarahman dedim. Hafız Alinin adı Abdurahman mı olurmuş,Ali olur dedi. Oyun tezgeresi nerede diye soruk. Ben bilmem,Hoca bilir, Hoca camide gelsin ona soru dedi. Bekledik Hoca Camiden geldi. Hoca Zayıf yapılı çok geniş bir adam. Hoca Oyun tegeresi sendeymiş. Bendeydi gecenler beraber Mevlüt okuduk,Benden Ali Ağa aldı şu anda onda. Koşarak bizim eve geldik. Dedem çok ciddi bir adam. Kısa boylu. Topal. Çalışmasını çok sever,bir dakika boş durmaz. Dede oyun tezgeresi bizdeymiş,almaya geldik dedim. Curumu gönderdi dedi. Bayırın barakları,yongaynan kaşınaçak zaman yok,Curu köyü bebeklerin toplamış oyun tezgeresi arattırıyor. Oyun tezgeresini ben Curuya verdim. Gidin ondan alın oynayın dedi. Hepimiz çok kızmış bir o kadarda merak içinde Curu amcamın evine gittik. Curu amcam evde yok. Nereye gitti dediğimizde. Bunarcık'a soğan sulamaya gitmiş. Oğlum Bilge Kaan oyun tezgeresi neymiş baba. Çözemedin mi oğlum. Böyle bir şey yok. Köyün yaşlıları bu oyunu bilir,bilmeyen çocuklar günlerce oyun tezgeresini bulduklarında yapaçaklarının hayalini kurarak,ev ev dolaşır oyun tezgeresini arar. Baba bilmece. Bilmecede içinde saklı. Kan nasıl? Kırmızı. Süt beyaz. Han kapısından sığar mı? Sığmaz, Fındık, Tabi ki kabuğunu sığar. Herkesin kanı kırmızı,sütü beyazdır,ama kimininki bozuktur. Hayaller hanlara sığmaz,herkesin fikri kendi kabına sığar demi. İyi pazarlar. İsmail Biçer Nallihanhaber.com