Mamaklı Che’nin Halası gündemde


‘Che’nin halası’ olarak isimlendirilen Zehra Canan, yaşam hikâyesini BirGün’e anlattı. Canan, “Kapitalizm olduğu sürece emekçinin yüzü gülmez. İşçi sınıfının örgütlenmesi lazım, halkın hakkını araması lazım” diyor.

Ülke, iki gündür Ankara’nın Selanik Caddesi’nde lif ve çorap satan Zehra Canan’ı konuşuyor. Ekonomik sorunlar ve çıkış yolları ile ilgili görüşleri nedeniyle 'Che’nin halası' olarak isimlendirilen Zehra Canan’ın her zaman çorap ve lif sattığı tezgâhının önü artık çok kalabalık. Gazeteci ve televizyoncuların röportaj yapmak üzere geldikleri tezgâha meraklı vatandaşların ilgisi de olunca Selanik Caddesi’nde hareketli anlar yaşanıyor.

Birgün'den Nisa Küçük'ün haberine göre çevredeki esnaf tarafından çok sevilen Canan’a 'filozof' yakıştırması yapılıyor. Ekonomi ve tarih bilgisi nedeniyle herkesin çok merak ettiği Canan, yaşam hikâyesini BirGün’e anlattı.

1969 yılında ailesiyle beraber Sivas’tan Ankara’ya göç eden 70 yaşındaki Canan, eğitim hayatına devam edemese de araştırmaktan okumaktan hiç vazgeçmemiş. Sivas’ta ilkokulu bitirdiğini kaydeden Canan, “Okulda başarılı bir öğrenciydim. Öğretmenim sınıfımı bile atlatmıştı. Ancak Ankara’ya gelince okuyamadım. Para yoktu nasıl okuyayım? Yedi kardeştik, babam ölmüştü, çalışmam gerekiyordu. Birçok işte çalıştım, temizlik yaptım” diyor.

Zor günler geçirdiklerini söyleyen Canan, “Eğitim hayatıma devam edemesem de pes etmedim. Okumayı, araştırmayı bırakmadım. Devletlerin ekonomi modellerini araştırmayı, gündemi takip etmeyi ihmal etmedim. Edebiyata da ilgim var. Örneğin Rus edebiyatını çok severim. En sevdiğim yazar ise Dostoyevski. Günlük gazetemi okurum, kitabımı yanıma alırım. Sokakta lif satarken boş olduğum her an kitabımı okurum” diye konuşuyor. Sefiller romanını merak ettiğini söyleyen Zehra Canan, ilk fırsatta satın alıp bu kitabı okumak istediğini anlatıyor.

'Hiç kazanamadığım günler oluyor'

Ekonomik zorluklar nedeniyle yaşlanmasına karşın çalışmak zorunda olduğunu anlatan Canan, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

“Mamak’ta oturuyorum. Kredi çekerek ev aldık yıllardır onun borcunu ödüyoruz. Eşim emekli. İki çocuğum var, biri bizimle yaşıyor. Eşim de 70 yaşında ve o da çalışıyor. Yaşı büyük olduğu için zor iş buldu. Öğlen saatlerine kadar bir iş yerinde temizlik görevlisi olarak çalışıyor. Aylık bin TL alıyor. Çocuğum asgari ücretle çalışıyor, kızım ise üniversite okudu ama iş bulamadı. Ben de altı yıldır sokakta çalışıyorum ama yetmiyor. Ayrıca sokakta çalışmak çok zor. Polis gördüğü an 200 TL ceza yazıyor. Param olsa geçinebilsem zaten karda kışta lif satmaya gelmem. Şu an 2 bin TL’ye yakın cezam var. Korkumdan ara sokakta duruyorum. Ben siyasiler gibi yolsuzluk haksızlık yapamıyorum emeğimle çalışıyorum. Bazen 50 TL bazen 10 TL kazanıyorum ama hiç kazanamadığım günler de oluyor. Her istediğimizi alamıyoruz. Yakıttan, mutfaktan kısıyoruz. Doğalgazı akşam birkaç saat yakıyorum sonra kapatıyorum.”

'Sorunların nedeni kapitalizm'

Halkın temel ihtiyaçlarının devlet tarafından ücretsiz bir şekilde karşılanması gerektiğini söyleyen Canan, şunları kaydediyor: 

“Bu zamana kadar hiçbir partinin, örgütün içinde yer almadım. Düşüncelerim gözlem yaparak, okuyarak gelişti. Bence yaşadığımız bütün sorunların sebebi kapitalizm ve onunla beraber gelen özelleştirme politikaları. Küba’yı Küba’daki düzeni çok beğeniyorum. Sosyalizm güzel bir sistem. Sosyalizmde sermayedar yok, herkes eşit. Şunu unutmamamız gerek kapitalizm olduğu sürece emekçinin yüzü gülmez. Ülkemiz kapitalistlerin pazarı haline dönüştü. Bizim ülkemizde istihdam yok, üretim yok, her şeyi dışarıdan alıyoruz. Devletin olan kurumlar özelleştirildi. Sosyal devlet anlayışının tekrardan benimsenmesi gerek. Bütün ülkeyi tapulamışlar. Bakanların altında lüks araçlar var, soruyorum bu paralar nereden geliyor? Senin, benim gibi emekçinin vergisinden geliyor. Ülkemizde birileri trilyonlarla yüzüyor birileri de ekmek bulamıyor. Çözüm için işçi sınıfının örgütlenmesi lazım, halkın hakkını araması lazım, sendikaların etkin olması lazım. Serbest piyasanın kaldırılması gerek.” dedi.